Gazetecilik faaliyetlerim kapsamında -15 yılı aşkın bir süredir- Türk kültür ve sanat hayatını, habercilik ekseninde yakından takip ediyorum. Zaman içerisinde edindiğim bilgi, tecrübe ve izlenimlerle, mesleki sorumluluk duygusu içerisinde yol alıyorum. Ne de olsa mesleği gereği, olayları kayıt altına alan modern bir vakanüvisim.
Aradan geçen onca zaman, kültür-sanat tarihi içerisinde yer edinmiş kişiler ve kurumlarla, beni yan yana getirdi. Pek çoğu ile tarihçeleri ya da projeleri hakkında, yazılı, görsel ve işitsel söyleşi gerçekleştirme şansı yakaladım.
Adana Büyükşehir Belediyesi (Adana BB) Şehir Tiyatroları da ülkemizin tarihsel kurumlardan biri. Özellikle yeniden kurulduğu 2001 yılından günümüze, aralıksız olarak artan bir ivme ile etki alanını genişleten, sanatsal bir yolculuğa sahip. Yeniden kurulma ifadesine açıklık getirmek isterim. İlk olarak 1958 yılında Adana Belediyesi tarafından kurulan Şehir Tiyatrosu, dönem olayları gerekçesiyle sadece yedi yıl süren kısa bir geçmişe sahip.
Adana BB Şehir Tiyatroları günümüzde, kurumsal yapısı, oyuncu kadrosu, teknik kadro ve teknik ekipman kapasitesi ile bölgede oldukça önemli bir konumda. Repertuvarında yer verdiği üç yetişkin ve bir çocuk oyunu ile Adanalı tiyatroseverlerle buluşmaya devam ediyor. Yerleşik sahne olarak kullandıkları 525 koltuk kapasiteli bir tiyatro salonu bulunmakta. Muhsin Ertuğrul’un ‘bölge tiyatrosu’ hayaline de katkıda bulunan kurum, turne anlayışı ile oyunlarını ilçe belediyelerinde de sahneleyerek, tiyatro sanatına olan ilgiyi tazelemekte.
Tüm bu ayrıntıların ötesinde, bence en dikkat çekici projeleri, Ekim-Kasım 2024 döneminde dokuzuncusunu düzenledikleri: Şehir Tiyatroları Festivali
Sayıları son 15-20 yıl içerisinde artarak çoğalan, il ve ilçe belediye ya da diğer adıyla şehir ya da kent tiyatrolarını bir araya getirmeyi hedefleyen bir buluşma, şenlik ya da festival.
Festivali, ortaya çıktığı ilk günden beri gözlemleyen biri olarak söyleyebilirim ki, kısıtlı tarihler ve kısıtlı katılımcı sayısı gibi temel bazı sorunları aşarak, en önemli ulusal tiyatro festivallerinden birine dönüşmüş durumda. Hem de 10. yılını henüz doldurmadan.
Son olarak, 14 Ekim-5 Kasım tarihleri arasında, 18 farklı il ve ilçe belediye tiyatro topluluğu, 19 farklı oyunla, festivalde sahne aldı.
Emeği geçenlere, alınteri dökenlere, gecesini gündüzüne katanlara, Adana’nın sıcakkanlı misafirperverliğini eksiksiz gösterenlere, başta genel sanat yönetmeni Seyfettin Süha Erol olmak üzere kalpten bir teşekkür.
Adana BB Şehir Tiyatroları, ilk kez sahnelenecek iki yeni oyunla, 9. Şehir Tiyatroları Festivali kapsamında yer aldı.
Norveçli oyun yazarı Henrik Ibsen tarafından ilk kez 1890 yılında yayımlanan ‘Hedda Gabler’, Volkan Sarıöz rejisinde, İngiliz oyun yazarı Philip King tarafından 1944 yılında yazılmış, ‘Papaz Kaçtı’ (See How They Run), Hüseyin İnan Biçer rejisinde sahneye taşındı.
Her iki oyunu da izleme şansı yakaladım. ‘Papaz Kaçtı’, repertuvardaki komedi başlığı için seçilmiş eğlenceli bir oyun. ‘Fars’ türü komedi olduğu için zamanlama üzerine inşa edilen, tek mekanda geçen, kartopu efekti ile komedi etkisini artıran gişe garantili bir yapım.
Tabii klasik komediden farkı, koşulsuz ekip uyumu zorunluluğu. Zor bir komedi türü olmasına karşın, temposu ve oyuncu rol paslaşmaları oldukça başarılı. Tiyatroseverlerin büyük ilgi göstereceği türde bir yapım ortaya çıkarılmış.
Çeşitli kaynaklarda, can sıkıntısının tragedyası olarak tanımlanan ‘Hedda Gabler’, sanırım Adana BB Şehir Tiyatroları adına sahnelenen ilk Henrik Ibsen oyunu.
Bazı oyunlar olay örgüsünü -giriş, gelişme, sonuç düzleminde- ele alırken, bazı oyunlar -sonuçtan bağımsız- olayın duygusuna odaklanır. ‘Hedda Gabler’ de bu çerçevede ele alınması ve izleyicinin bakış açısını değiştirerek izlemesi gereken bir oyun. Oyun, izleyicinin hissedebileceği kadar bol bol can sıkıntısı içeriyor.
Günümüzde, -Atatürk sayesinde- ülke adına sorun olmaktan çoktan çıkmış kadın-erkek eşitliği merkezinde inşa edilen oyun, yazıldığı dönemde oldukça ses getirmiş.
Hasılı, ulusal ve uluslararası yazarlara ait oyunları -nitelikli yapımlarla- sahnesine taşıyan Adana BB Şehir Tiyatroları’na, uzun soluklu bir sanat yaşamı diliyorum.