Yaman adamdı vesselam!
Türk tiyatrosunda alışa gelmiş çizgilerin dışında bir yol hikayesi oldu.
Tabii sıra dışı olan her şey gibi, kalıcı bir iz bıraktı ardından.
Takvimlerin 31 Ağustos’u gösterdiği, pazartesinin salıya bağlandığı gecede, teknik olarak aramızdan ayrıldı Ferhan Şensoy.
Ölümün, yaşayan her canlı için yaşanacak bir durum olduğunu bilimsel olarak bildiğimize göre, Şensoy’un dünyada geçirdiği tiyatro dolu 53 yılı, Türk tiyatrosu adına kazanılmış bir ayrıcalık olarak hanemize yazabiliriz.
Usta kalemi, paydaşlarından farklı kılan keskin çizgiler mevcut.
Hikayemiz İstanbul’da başlıyor.
Yıl 1968
Galatasaray Lisesi’ndeyiz.
Okulun eğlence gecelerinden birindeyiz.
17 yaşında genç bir delikanlı, sergilediği taklit performansıyla, ünlü oyun yazarı Haldun Taner’in dikkatini çekmeyi başarıyor.
Eğlence sonrası karşılaşmaları ise tamamen tesadüf.
Tesadüfle birlikte gelen teklif ise mutluluğun karesi.
Ve Şensoy’un önlenemez yükselişinin başlangıç durağı ortaya çıkıyor: Devekuşu Kabare
Yazdığı skeçlerle yer aldığı oluşumun yanı sıra ‘Grup Oyuncuları’ çatısı altında ilk profesyonel oyunculuk deneyimini elde ediyor.
Tiyatronun artık ele geçirdiği genç adam, geleceğini şekillendirmek için konservatuvar eğitimi almak üzere önce Fransa, ardından Kanada’nın yolunu tutuyor.
1975 yılında ülkeye döndüğü zaman, Taner’in akıl hocalığı yaptığı Şensoy, Ali Poyrazoğlu’nun isteği üzerine bir oyun yazması ve oyunun kadrosunda rol alması teklifi alır.
Derken, gel zaman git zaman; Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu, Türk Yazarları Tiyatrosu, Nisa Serezli – Tolga Aşkıner Tiyatrosu, Anyamanya Kumpanya Tiyatrosu ve Ayfer Feray Tiyatrosu çatısı altında yazar ve oyuncu olarak çalışmalarını sürdürdü.
1980 yılında Ortaoyuncular adıyla, kendi tiyatrosunu kurmaya karar verdi.
14 Mart 1980 tarihinde Harbiye’de, Yapı Endüstri Merkezi Salonu’nda, ‘Şahları da Vururlar’ oyunu ile ilk kez perdelerini açtı. Yönetmen ve oyuncu olarak yer aldığı oyunun müziklerini Fuat Güner’le birlikte yaptı.
Şimdi kronolojik olarak ilerlediğimiz bu aşamada zamanda bir yolculuk yapalım ve günümüze ulaşalım. Ferhan Şensoy’un 1980 yılında yazıp sahneye koyduğu müzikli güldürü ‘Şahları Da Vururlar’, aradan geçen 42 yılın ardından, sahibinin sesi olmadan buruk bir hisle yeniden izleyiciyle buluştu.
Projenin perde arkasına göz attığımızda; Şensoy’un, ‘Ortaoyuncular’ topluluğunun açılış oyununu 40 yıl sonra yeniden sahnelemek için provalara başladığını ama beklenmedik kayıp nedeniyle oyunun süresiz ertelendiğini belirtelim.
Neyse ki bu erteleme kararı, İKSV Tiyatro Festivali kapsamında sessizliğini bozdu. Ortaoyuncular, Ferhan Şensoy’un vefatından sonra Şahları da Vururlar ile 11 Kasım 2022’de sahnelere dönerken tarihi Ses Tiyatrosu da perdelerini yeniden izleyicilerine açtı.
40 yıl önce oyunu izleme şansını bulamamış izleyiciler için heyecan verici olsa da, Ferhan Şensoy’u yıllar sonra ‘Ömer Hayyam’ olarak izleme fırsatını kaçırdık.
Oyunda İran’daki karışıklıklar üzerinden dönemin Türkiye’sine ciddi eleştiriler yöneltiliyor.
‘Hikâye, 1940’ların İran’ında isim benzerliği yüzünden İran İstihbarat Teşkilatı ile başı belaya giren Ömer Hayyam’ın yanlışlıkla hapse atılmasıyla başlar. Şah Rıza Pehlevi yönetimindeki ülkede işler raydan çıkmak üzeredir. Şah’ın pek de parlak olmayan özel hayatı, saray içi dedikodular, güç çekişmeleriyle yoğunlaşan gündem, huzursuz günlerin yaklaştığının habercisidir. Bir tarafta geçim sıkıntısı içinde bunalan halkın içinde isyanın yavaş yavaş yükselen sesleri duyulurken, diğer tarafta halktan kopuk yönetim ve iktidar çekişmeleri yaşanmaktadır. Dönemin dünya basınını sürekli meşgul eden saray hayatı ve şah yönetimi ile halk arasında günbegün açılan uçurum artık her şeyi kopma noktasına getirmiştir.’
Oyunu izlediğinizde, 40 yıl önce yazılmış olmasına rağmen Şensoy’un yakaladığı temanın güncelliği sizi şaşırtacak. Oyun, yazınsal özellikleriyle Şensoy’un yazarlık ve yönetmenlik tekniğinin mükemmel bir örneği olmakla beraber eş zamanlı yazılan gerçek bir tarih parodisi.
İzleyeceğiniz oyunun final sahnesi yazım aşamasında farklı bir sona sahip. Yazdığı oyunu okuması için Haldun Taner’e götüren Şensoy, usta yazarın önerisi üzerine finali yeniden kaleme aldı.
Farsça Fars!
Evet yanlış okumadınız. Oyun Türkçe’de de sıklıkla kullandığımız Farsça kelimelerin bol bol kullanıldığı bir oyun metni. İzlerken Farsça bir oyun izlediğiniz hissine kapılıyorsunuz.
Ferhan Şensoy’un yazdığı oyunun yönetmenliğini deneyimli yönetmen Volkan M. Sarıöz üstlenmiş durumda. Sefa Tantoğlu’nun Ömer Hayyam’ı canlandırdığı yapımın oyuncu kadrosunda; Özkan Aksu, Elif Durdu Şensoy, Celal Belgil, Erkan Üçüncü, Serap Günaydın, Orkun Akyıldız ve İlksen Ökte yer alıyor.
Oyunun müzikleri başlı başına bir başlık konusu. Henüz geniş kitlelerle buluşmamış olan MFÖ grubunun iki üyesi Fuat Güner ve Özkan Uğur, oyun içinde hem müziği icra ediyor hem de kimi rolleri üstleniyordu. Hatta, 1984 yılında yayınladıkları ilk albümlerinde yer alan ‘Ele Güne Karşı’ ve ‘Yalnızlık Ömür Boyu’ şarkıları ilk kez farklı sözlerle oyun için kullanıldı. Oyunu izlerken bu şarkılara denk geldiğinizde şaşırmayın. Zaten bu oyun için bestelendiler.
Yapımın güncel icracıları ise yine Türkiye’nin sevdiği isimlerden oluşuyor. Bulutsuzluk Özlemi grubunun solisti Nejat Yavaşoğulları ve Grup Gündoğarken’in kardeş sanatçıları Gökhan Şeşen ve Burhan Şeşen oyun süresince sizlerle.
Yazımızın sonuna sözcük sözcük yaklaşırken, oyuna dair izlenimim;
Sahibinin sesine yakışır bir sahneleme ortaya çıkardıkları yönünde.
‘Ferhangi’ bir dil
‘Ferhanca’ bir oyun için
Alkışlar Ortaoyuncular’a
Ferhan Usta’ya saygılarımızla!
İki perde, 135 Dakika (Ara dahil)